|
İlk başladığımda; seni o muhteşem ihtişamınla hayal edilemezliğinle meditasyonlarımın içine sıkıştırmaya çalışmıştım. Günde ikişer saat odamın kapalı kapıları ardında... alnımın ortasında o kuvvetli ışık...
annemlerde "ne oldu bizim çocuğa? doktora mı götürsek acaba?" merakları... ne yapsınlar? kaç kişi normal karşılar?.. kaç kişi elini taşın altına koyar ki bu hayatta?..
hepsini seviyorum ben böyle öğrendim o ışıktan...
Şimdi ise; seni ne o meditasyonlarıma, ne okunan binlerce bilgiye, ne de hiçkimsenin içine sığdırmıyorum artık.
sadece herşeyimi, kendimi baktığım herşeyi sana verdim.
Ömer Dalman (Nisan 2007) www.antoloji.com/omer_dalman
19:39 - 14/4/2007 - {1} -
Yıl 2007 neredeyse Maya'lar dedikleri gibi 5 yıl sonra 2012'de dünyaya inip, bir 26 bin yıl sonra bir kez daha hesap sormak üzereler!.. Hatta şu adam kaçıran griler de, söylenenlere göre Amerika bağlantılı foyalarını ortaya çıkaracaklarmış!
ama hala dünyada Türkiye'de, en gelişmiş firmaların -bazılarında- biri "prosedür" deyince kıçıyla gülen müdürler var! kabına oturmamış, eğitimini, öğretimini, standartlarını yiyememiş, sindirememiş bazı yöneticiler...
yıl 2007 neredeyse Maya'lar daha önce bıraktıkları dünyaya tekrar inip, hesap sormak üzereler.
peki bu "prosedür"e akılları ermeyen kişiler anagemilerde görev almaya susadıklarında, yine işporta usulü bağıra-çığıra, kağıda-kayıta ne gerek var diyerek mi o koca ışık gemilerinde iş yapacaklar?!
bence Maya'lar sakın dünyaya Türkiye'den girmesinler!
ve bizim prosedürsüzler de bence hemen son hazırlıklarını yapıp, pazarlarda 2'şer metrekarelik tezgahlarda limon satmaya başlasınlar!..
yıl 2007... iyi düşünmek lazım... sonra kıçlar açıkta kalmasın!
Ömer Dalman (Nisan 2007) www.antoloji.com/omer_dalman
10:34 - 12/4/2007 - {yok} -

Sık sık insanlarla alış veriş meselelerini elle müdahale ile çözmekten yana arkadaşım beni aradı geçende.
Onun da suçu yok! Yöresinde öyle yetiştirmişler ne yapsın?..
"Tövbe ettim artık, temizlendim" dedi. Tam inanamadım ama hoşuma gitti yine de... Hani dedim yamacıma biraz daha yaklaşmak için mi acaba?
her nasılsa da bunu düşünmüş olması iyi bir gelişmeydi. daha modern, daha insani, yanında yürürken korkulmayacak bir dost... kulağa pek de hoş geliyor.
şimdilerde ise nedense onun şu elle müdahaleli çözümcülüğüne özenir oldum!.. düşünsenize yan bakanı alıyorsun aşağı, dayıyorsun başına! .....................çomağı (!)... Kolaysa yapsın bir daha terso!..
en emin, en sert ve dönekliği zor çözüm çeşidi!..
ölesiye kokuşmuş bu alemde nasıl canı çekmez insanın?.. vallahi şu benim elle müdahaleli çözümcü arkadaşa epey bir özenir oldum bu ara!.. sertim benim, dayı yüreklim...
Ömer Dalman (Nisan 2007) www.antoloji.com/omer_dalman
20:11 - 11/4/2007 - {2} -
Sanki aralarında bir birlik varmış gibi görünürler. hoş benzer tarafları da çoktur. yanıltır bu yönleri bakanları.
eş düzeyde markalar giyerler. aynı pahalı kuaförlere giderler. manikür-pedikür yaptırırlar.
Pazarları aynı marka pahalı eşofmanlarla hiç spor yapmasalar da markete giderler!
Arabaları hep aynı kategorilerin son modelleridir. Birbirleriyle aynı seviyelerde olduklarına inanmak için sık sık aynı restoran ve barlarda biraraya gelirler. selam verirler, selam alırlar karşılıklı onaylaşırlar!..
bu kadar ortak yöne ve hep dip dibe, kol kola görünmelerine rağmen, içlerinden bir tanesi tökezlediğinde ve güvenilir koltuğunu kaybettiğinde, zannetmeyin ki el verir diğerleri! hemen süt liman olur telefonu, epostası, evinin kalabalık trafiği!..
çünkü azalmıştır diğerlerinin gözlerinde tökezleyenin kan emiciliği. eşyaya saygının önderliğinde defalarca körelmiş olan insana saygının körlüğünde bir anda aşağılara düşmüştür. kudreti eksilmiştir, kanı emilenler sınıfına inivermiştir.
yeterince çok insanın kanını emebilme kudreti sona erene kadardır bunların birliği, bütünlüğü!.. yoktur aslında birbirlerine dardayken bir faydaları. sadece ağzı aynı miktarda kanla dolmuş olanlar zaman zaman biraraya gelirler, güçlerini tokuştururlar; ötesi yok!..
gerisi yine hep kan emmece olabildiğince!..
uzaktan baktığınızda sanki aralarında bir birlik varmış gibi görünürler. Ama hiç boşuna özenmeyin derim, devam edin samimi yolunuza samimi dostluklarınıza hatır kahvelerinize, çaylarınıza...
Kaybedecek çok şeyiniz yokken hayatta hem kendiniz hem dostlarınız daha dürüst olur.
Ömer Dalman (Nisan 2007) www.antoloji.com/omer_dalman
09:41 - 10/4/2007 - {1} -
Her ne kadar ayılarla ve magandalarla sıvama kaplanmış artık dibi ve cibiliyeti görülmeyen bu bulanık bataklıkta onları ellerimizdeki çomaklarla iteleye iteleye adımlarımıza yer açarak, bu pazar gününü de kılpayı boka batmadan, huzurla tadında yaşayıp evimize dönmüş olsak da;
ilk iş olarak içimde kalmış o, adresi belli kızgınlığı üzerimdekileri çıkartıp ateşte yakarak ve kızgın alevli sularda duş alarak topraklamak istiyorum.
ve itiraf ediyorum: evet... bataklığı geçerken her ne kadar ayıları ve magandaları çomaklarımızla itelemiş olsak da, bazılarının da üstüne bastık ilerleyebilmek için, biliyorum...
eh ne yapalım!? onlar da bu kirli suları sevmeselerdi o zaman diyorum ve çayımı yudumluyorum.
Ömer Dalman (Nisan 2007) www.antoloji.com/omer_dalman
20:29 - 8/4/2007 - {yok} -
|